Mutluluk Dengede Kalmaktır

Mutluluk Dengede Kalmaktır

Denge; sözlüklere baktığımızda birbirine karşıt iki kuvvetin eşitliği ile elde edilen yerleşik konum olarak ortaya çıkmaktadır. Denge sadece insanlara veya canlılara özgü bir tanımlama değildir. Hayatımızı kolaylaştıran tüm teknolojik ürünlerde de denge unsuru her zaman ön plandadır.

İnsanın dengesi ise fiziksel ve ruhsal olarak iki ayrı grupta ele alınabilir. İnsanların ruhsal ve fiziksel olarak en mutlu olduğu dönemler her zaman en dengeli olduğu dönemler olarak ortaya çıkmaktadır. Şöyle bir hayatınızı gözden geçirdiğinizde en mutlu ve huzurlu olduğunuz dönemleri düşündüğümüzde en dengeli olduğumuz anlardır.  Ruhsal veya fiziksel açlık insanın dengesini belli bir yönde bozar ve bu da mutsuzluğa yol açar. Mutlu bir hayat sürebilmenin de en önemli aktörü “denge” dir. Ve bu denge beslenmede ön plana çıkar. İnsanlığın ilk yüzyıllarını bilim insanların verilerine bakarak hayal ettiğimizde veya mağaralara çizilmiş figürlere baktığımızda tam bir denge görürüz. Belki doğal seleksiyon olarak gerçekleşmiş gibi görünen bu dengede insana baktığımızda o insanın sağlıklı ve bir gram bile kilo fazlası olmadığını anlarız.

Yeme içme insanın en temel ihtiyacıdır. Olmazsa olmazıdır. İlk insanlar için acaba yeme içme yaşamak için en önemli amaç mıydı? Neden obez bir mağara adamı yoktu. Çünkü sadece yaşamını idare edebilmek için yiyor ve içiyorlar ve bunu yaparken herhangi bir artı haz almıyorlardı. İnsanlık geliştikçe (ateşin bulunması, tarım toplumuna geçiş vs.) yeme içme şekli de değişti. İnsanlar artık sadece doymak için beslenmiyorlardı. Endüstrinin hızla ilerlemesi, insanların vaktinin göreceli olarak azalması ve daha da önemlisi hep daha çok kar etme içgüdüsü ile yediklerimizin kalitesi düşerken yeme sıklığımız, miktarımız da artarak değişti. Ama özellikle son yüzyıllarda görüldüğü üzere gıdaların üretimi ve halka arzı sadece kar amaçlı olduğundan giderek insanlar sağlığını kaybetmeye, kilo sorunları yaşamaya ve bu fiziksel denge bozukluğundan ileri gelen ruhsal bozukluklar yaşanmaya başladı.

Kısaca beslenmedeki denge bozukluğu insanların ruhsal dengesini de altüst ederek mutsuz olmalarına yol açtı. Son yıllarda estetik ameliyatların bu kadar çoğalmasının sebebi ne olabilir? Ya da spor salonlarına olan bu ilgi neden?

Sebebi basit…

Dengenin bozulması

Denge öyle bir olgu ki hayatta herhangi bir dengenin bozulması diğer denge faktörlerinin de bozulmasına ve sonuçta toplumsal denge kaybına yol açmaktadır. Belki abartıyor diyeceksiniz ama beslenmedeki dengesizlik bir çığ gibi büyüyerek önce ruhsal dengeyi sonra aile dengesini, sonra toplumsal dengeyi tehdit eder hale gelmektedir.

Peki çözüm ne?

Beslenmede belki de eskiye dönme..

Sadece yaşamımızı daha dengeli hale getirmek için yok şunu hiç yemeyelim, yok şundan çok fazla yiyelim değil… Doğadaki tüm yiyecek ve içecekler belli bir amaç ve denge unsuru olarak varlar ve o oranda tüketilmeleri gerekli ki doğal döngü devam etsin. Böylece evrenin dengesi de bozulmasın.